İnsan yaşadıkça öğreniyor… Kalıplar yıkılabiliyor.

Bazan neye, neden o şekilde sebep-sonuç ilişkisi kurulmuş şaşakalıyorsunuz olayları ve kavramları yaşamınız içinde uygulama aşamasında görmeye başladıkça.

Mesela ben 18 sene önce yaparken doktorumun pür ciddi bir ifadeyle “sezaryen olursan artık 2 seneden önce doğum yapamazsın, o da mecburen sezaryen olacak” dediğini hatırlıyorum.

Doktor hatalı mı? Elbette değil… Öylesini bilmek zorundalardı, zaman öyle gerektiriyordu, eğitimler o minvaldeydi, teknoloji ve bedenimize dair araştıırmalar gelişmiş değildi belki… Ama doktorun bunu kafasına göre kasıtlı söylemediği kesindi.

Ama zaman ilerledi, doğum konusuna ve doğumda bebek -anne bağının kurulmasının önemine inanıp kendini bu konuya adayan biri olup çıktığımda gördüm ki… dünya olmuş bir dünya… gelişmiş ülkeler doğumun doğalına dönmeye çabalayıp anne ile bebeğin birbirine bağlanmasını her yönden incelerken bunu insan bilim, hormonbilim, sosyoloji, biyoloji vb vb her alanda ele almakta.. Tarihten günümüze bakılarak yapılan araştırmalar toplumun selahiyetini ve gerçek medeniyetini getirirp anne bebek bağının önemine bağlamakta.

Doğum yaptırılmaz, doğum yapılır demekte.

Hamilelik hastalık değildir , hasta muamelesi yapılamaz demekte….

Doğuma, bebeğe, anneye ve doğaya saygıyı, sürece karşı sabırlı olmayı ve sadece sessizce destek olmayı önermekte.

Sezaryene de kaka bir uygulama demedği gibi, gerekliliği halinde muhteşem bir mucize demekte. Ama ne zaman gerekli o halleri bilelim o zaman bunu yapalım gerekli ise diye de noktalamakta konuyu..

Ülkeme ve gelişmekte olan diğer bazı ülkelere bakıyorum, sanki önceki yazılarımdan birinde de belirttiğim gibi, doğum demek sancı ağrı demek ve o şekilde bir süreç çok medeniyetsiz çok gereksiz çok anlamsız. Bunu isteyen her kimse ancak mazo eğilime sahip olabilir ve absurd bir istektir bu gereksizdir, Çok bilmişliktir…. Medeniyetsizliğin dik alasıdır.

Sonra bir bakıyorum araştırırken, aldığımız eğitimlere bakıyorum, kitapları okuyorum, araştırma yapan bilimadamlarının çalışmalarına bakıyorum… Aaa hormonlar varmış ve doğumun başlamasının önemi bu durumda daha da ön plana çıkyormuş…

Sezaryenin keyfi uygulama olması yani ” kongreye katılmam lazım gelin şu tarihte bebek 38 hafta olacak bu artık anne karnında kalmasının gerekmediği zamandır zaten olmuştur(!) bebek, alalım. Yoksa ben kongredeyken başka doktorlarla doğumu kabul edersiniz” gibi veya “bebeğimin burcunun şu olması (hatta abartalım ki emin olun abartı değil gerçekten yapan var) bebeğimin şu saatte alınması bebeğimin yükselen burcu için şart” şeklinde başka önerilerle bebek A L I N I V E R İ R.

OLMAMIŞ MEYVENİN DALINDAN SOPAYLA VURULARAK DÜŞÜRÜLMESİ GİBİ… Bırak olgunlaşsın kendiliğinden gelecek zaten. Bunu söyleyen nice anneye , nice doktorun veya hastane çalışanının ve hatta hastane satış departmanı yetkilisinin ağız kenarından müstehzi gülüşle “bunu isteyen kişiler de var tabii nedense, ne gerek var, eh tabi bunu isteyen de gerekeni çekiyor” veya” ne kadar absürd bir istek bu” veya ” kendi kızım olsa sla bu dediğinizi yapmam, sezaryen ile alırım hemen kurtarırım” diyen o kadar çok ki.

Hele bıraktık ilk doğumu, ikinci doğumda ilk doğumu sezaryenken kalkıp da abuk sabuk bir tutturmayla “ikinci bebeğimi doğal yoluyla doğum yaparak kucaklamak istiyorum” demeyiniz istenmekte. Neden? İşte o meşhur kalıp.. “olmaz ki,ilk doğum sezaryen ise diğerleri minimum 2 sene sonra ve sezaryen olmak zorunda” Neden?

Sezaryen operasyonundan sonraki doğumunda vajinal doğumla bebeğini dünyaya getiren annelerimiz var ve olacak da. Çünkü dünyada da oluyor. 3 doğumu sezaryen olup da sırf normal doğum yapabilmek için ebelik mesleğinde eğitim alıp kendini geliştiren ve doğal doğum yapan anne bile var.

 

Demek ki gerekmiyor illa sezaryen…

Peki nedir endişe edilen konu?

Önceki kesi yerinde iç katmanlarda sorun olması mı?

İç kanama mı? nedir?

Size bu konuda bir Türk doktorun araştırma yaptığı konuyu alıntı yapacağım bir sonraki yazımda, sezayenin doğum başladıktan sonra yapılması ile doğum başlamadan planlı yapılması arasındaki farkın kesilerin iyileşmesi sürecine etkisini araştırmış.

Hem de idealist bir Türk doktor. Helal olsun.

İdealist ve mucize kadar başarılı başka doktorlarımız da var Dr. Hakan Çoker…. Hayranıyım… Sezaryen sonrası vajinal doğumu destekleyip gerekeni öğreten ve uygulatan.

Onun gibi başka başarılı ve dünyayı izlemeyi kendi egolarının karşısında zaaf görmeyen ve gelişmeleri izleyen doğala saygı duyan doktorlar da mevcut Allah’ tan. Kendilerine öğretilenlere “katıksız doğru ötesini düşünme bile” demeyip de okuyan araştıran doktorlar, eğitim alan sağlık çalışanları var.

Onlar da olmasa yanmıştık zaten.

Ve ssvd diye bir akım da var.

Yani SEZARYEN SONRASI VAJİNAL DOĞUM .

yahoo gruplarda kurulan bu grup sevgili Nilay hanımın kurduğu ve kendinden çok şey katarak geliştirdiği bir grup.

Ne paylaşımlar ne bilgiler var inanılmaz. Ne kadar çok kalp gözüyle anneliğinin bebeğiyle kuracağı bağ ile daha da değerleneceğini ve bu bağ için neler yapması gerektiğini, araştırması gerektiğini hisseden anneye ışık olmuş, destek vermş bir grup ki o grupta gönüllü danışmanlık yapan doktorlarıyla beraber hayran olmamak mümkün değil.

yahoo gruplarda gene Dr. Hakan Çoker ‘in kurduğu bir de dogaldogum2008 grubu var ki, hamileyseniz doğru oraya da üye olunuz. Gerçekleri bir şehir efsanesi olarak değil, gerçek yönleri ve gerekçeleri ile kavramak için… Bu gruplarla tanışın. Emin olun gereksiz ve size birşey katmayan boş maillerin gidip geldiği gruplar gibi yazışmaların olmamasını sağlamaya da kendini adamış ve başarmış kişilerden oluşan bu grupları yaymak, yeni doğum yapacak annelerimiz ve yeni doğacak bebeklerimiz için şart….

Pilonidal sinüs tedaviİlginize Çekebilecek Diğer Bilgiler: