|
Malpraktis sigortası hekim hatalarından zarar gören
hastaların maddi olarak tazmin edilmesini ve hekimlerin bu tip hatalar için
kendilerini sigorta ettirmelerine dayanmaktadır. Ancak, uygulamada, malpraktis
sistemi hasta haklarını koruma örtüsü altında hekim - hasta ilişkisini bir hasım
ilişkisine dönüştürmüştür. ABD'de piyasacı sağlık sisteminin vazgeçilmez bir yan
ürünü olan malpraktis sorunu hastalara ve hekimlere zarar vermektedir. Bu
nedenle iyi anlaşılması gereken bir konudur.
ABD'de yıllardır
süregelen sağlık alanındaki piyasa sisteminin yarattığı hekim prototipi yüzünden
toplumun hekimlere karşı güveni oldukça azalmıştır. Hekimlerin hizmet ettikleri
insanların sağlık sorunları yerine kişisel çıkarlarını ön planda tuttukları
görüşü yaygınlık kazanmıştır. Hekimlik mesleğinde ciddi bir değer erozyonu
vardır. Hasta hakları serbest piyasanın prizmasında doğrultu değiştirerek
"tüketici hakları"na dönüşmüş durumdadır. Hastalar becerikli hukuk şirketlerinin
elinde hekimlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Hatalı bir tıbbi uygulama
sonucu zarar gören hastalara ödenen "malpraktis" (hekim hatası) tazminatları
1994-2002 yılları arasında sıçrama yaparak, 2003'te en yüksek tazminat 3.9
milyon dolara ulaşmıştır. Bir araştırmada, hastanelerin yüzde 45'inin malpraktis
tazminatlarındaki artış nedeniyle hekimlerinin bir kısmını kaybettikleri
(mesleği bırakan hekimler nedeniyle) saptanmıştır. Hekimlerin malpraktise karşı
yaptırdıkları meslek sigortası harcamaları 2005 yılında yüzde 37 oranında
artmıştır. 2003 yılında Bush yönetimince senatoya teklif edilen, malpraktis
cezai ödemelerine bir üst sınır (250 bin dolar) getiren yasa teklifi ret
edilmiştir. Malpraktis sistemi olarak adlandırılan garip kurumsal yapı, ABD
sağlık sisteminin önemli bir parçasıdır. Bu sistemin iki amacı vardır, tıbbi
hatalar yüzünden zarar gören hastaları maddi olarak telafi etmek ve hekim ile
diğer sağlık çalışanlarının ihmalleri yüzünden hastalara zarar vermelerini
önlemek. Harward çalışması, tıbbi ihmal yüzünden zarar gören hastaların yalnızca
yüzde 2'sinin malpraktis sistemi tarafından finansal olarak telafi edildiğini
göstermiştir. Bu çalışma ile malpraktis sisteminin birinci amacına ulaşmadığı
ortaya konulmuştur. Öte yandan tıbbi ihmal olan yüzde 98 olgunun sistem
tarafından dikkate alınmadığı göz önünde bulundurulursa ikinci amacın da
gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Malpraktis sisteminin
amaçlarına ulaşamaması bir yana sağlık ortamına pek çok zarar vermektedir. Bir
çalışmada bir milyon hastane yatışında, 37 bin hastada tedavi sırasında tıbbi
zarar oluştuğu, bunların 10 bin 212'sinin tıbbi ihmal yüzünden meydana geldiği
gösterilmiştir. 10 bin 212 tıbbi ihmale uğrayan hastanın 204'ü malpraktis için
yargı yoluna başvurmuş ve 102'si maddi telafi elde etmiştir. Sonuç olarak 10 bin
212 hastanın 102'si (yüzde 1) bu sistem aracılığıyla telafi edilirken, yüzde
99'u telafi edilmemiştir. 100 malpraktis başvurusundan yalnızca 17'sine hak
verilmiş, yüzde 83'ünde tıbbi ihmal saptanmamıştır. Bu rakamlar tıbbi ihmalden
zarar gören hastaların yüzde 99'unun malpraktis sisteminden yararlanmadığı ve
malpraktis suçlamasıyla dava edilen hekimlerin yüzde 83'ünün bir tıbbi ihmali
olmadığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Sistem çalışmamakta, aksine zarar
vermektedir.
Malpraktis sistemi hekimi tıbbi hatasından ötürü
büyük miktarlarda para ödeyerek cezalandırmaya dayanır. Bu yüzden hekimler büyük
primler ödeyerek malpraktis sigortası yaptırmaktadır. Bir çalışmada bu sigorta
primleri ile biriken paranın yüzde 50'sinin hastalara ödenen telafi paraları
için yeterli olduğu, diğer yarısının avukatlara, mahkeme masraflarına ve sigorta
şirketlerine gittiği gösterilmiştir. Bu nedenle sistem aslında akılcı
değildir.
Yoksul/dar gelirli insanlara malpraktis tazminatı
olarak çok küçük miktarlarda paralar ödenmektedir. Zaten gelirleri düşük olan bu
kişilerin tıbbi ihmal nedeniyle kaybettikleri kazançlarının da düşük olduğu
hesaplanarak ödeme yapılmaktadır. Avukatların ücretleri kazandıkları malpraktis
telafi ücretinden belli oran olarak belirlenmektedir. Bu nedenle yoksul ve dar
gelirli insanların malpraktis davaları avukatlar için cazip değildir. Sonuç
olarak, dar gelirli kişilerin varsıl kişilere kıyasla malpraktisle tazmin edilme
ihtimali çok daha düşüktür.
ABD'de malpraktis sistemi
aracılığıyla hekimler ve hastalar birbirlerine karşı adeta savunma ve saldırma
tedbirleriyle donanmış hasım ilişkisi içindedir.