Medical Art

Böbrek Yetmezliğinde Beslenmenin Önemi

Fosfor

Kalsiyum ve fosfor vücutta yer alan iki önemli mineraldir. Bu iki mineral kanda ve başta kemiklerde olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunurlar. Genel olarak görevleri diş ve kemik sağlığını korumak, kas ve sinirlerin görevlerini iyi yapmalarını sağlamaktır. Sağlıklı böbrekler kalsiyum ve fosforun kandaki düzeylerinin normal sınırlarda kalmasını sağlarlar. Böbrek yetmezliği geliştiğinde ise böbreklerden fosfor atılımı azaldığı için kanda fosfor düzeyleri artar. Fosfor düzeylerinin artması sonucunda kandaki kalsiyum düzeyleri düşer. Bunun sonucunda kemiklerdeki kalsiyum kana geçmeye başlar ve sonuçta kalsiyumu yitiren kemikler daha dayanıksız ve kırılgan hale gelirler. Eğer kandaki fosfor düzeyi uzun süre yüksek kalırsa, böbrek yetmezliği olan hastalarda şu sorunlar gelişebilir.

1.Kalp hastalığı
2.İnatçı kaşıntı (özellikle sırt, göğüs, kollar ve bacaklarda)
3.Kemik ağrıları ve kemik kırıkları (özellikle kalça, diz, bilek ve topuklarda)
4.Gözde kızarıklık
5.Damar duvarlarında kireçlenme
6.Ciltte yaralar

Vücutta fosfor birikimi, böbrek yetmezliği olan tüm hastalarda değişen derecelerde problemdir. Yapılan araştırmalar, yaşam süresinin, fosfor yüksekliğinin devam ettiği hastalarda, fosfor düzeyi normal olan hastalara göre daha kısa olduğunu göstermektedir. Yani fosfor düzeyinin kontrolü kritik önem taşımaktadır. Böbrek yetmezliği olan hastalarda kanda fosfor düzeylerinin 3,5-5,5 mg/dL arasında olması sağlanmalıdır. Uygulanan diyaliz tedavileri fosfor düzeyinin tamamen normale getirilmesinde yetersizdir. Bu nedenle böbrek yetmezliği olan hastalarda serum fosfor düzeyinin kontrolü için diyaliz tedavisine ek olarak uygulanması gereken iki yöntem daha vardır:

1.Gıdalarda fosfor alımının kısıtlanması
2.Mide ve barsaklarda fosforu bağlayarak emilmesini ve kana geçişini önleyen ilaçların (fosfor bağlayıcı ilaçlar) kullanılması

Genellikle doktorunuz bu iki önlemi birlikte almak isteyecektir. Kalsiyum dışındaki fosfor bağlayıcı ilaçlar mutlaka öğünler ile birlikte çiğneyerek alınmalıdır. Aksi taktirde yararları azalır. Doktorunuzdan almanız gereken günlük toplam ilaç dozunu öğrendikten sonra bu dozu gün içindeki öğünlere siz paylaştırmalısınız. Zira bu ilaçlar yediğiniz yemeklerdeki fosforu bağlayan ilaçlardır. Siz sabah kahvaltısı ve öğlen yemeğini hafif geçiştiriyor ve günlük öğününüzün çoğunu akşam tüketiyorsanız, bu durumda fosfor bağlayıcı ilaç dozunun çoğunu da akşam almalısınız. Bu durumda, söz gelimi, günlük fosfor bağlayıcı ilaç dozunuz 9 tablet ie, bunun 5’ini akşam yemeği sırasında, 2’sini kahvaltıda, 2’sini de öğle yemeği ile birlikte almanız uygun olabilir.
Tüm gıdalarda fosfor bulunur, ancak bazı gıdalarda fosfor daha az bulunur. Eğer doktorunuz fosfor yüksekliğinin sizin için sorun olduğunu belirtiyor ve diyette fosforu ciddi biçimde kısıtlamanız gerektiğini söylüyorsa, bu durumda şu gıdalardan kaçınmanız gereklidir.

1.Süt (günde 100 gram’dan fazla)
2.Yoğurt, dondurma, peynir, yumurta sarısı
3.Fındık, ceviz
4.Ispanak, kuşkonmaz, kuru baklagiller, yulaf ezmesi
5.Kolalı içacekler
6.Bisküvi, çörek, pasta, çikolatalı puding
7.Sakatat, et balık, tavuk (günde 200 gram’dan fazla)

Potasyum

Potasyum kanda bulunan bir mineraldir ve en önemli görevi kas fonksiyonlarının düzenlenmesidir. Normalde yemekler ile alınan potasyum böbreklerden atılır. Böbrek yetmezliği geliştiğinde ise kanda potasyum düzeyleri yükselir. Potasyum düzeylerinin çok yükselmesi özellikle kalbi etkiler; kalpte yavaşlama olur ve hatta kan potasyum düzey çok yükselirse kalp durabilir. Diyaliz tedavisi potasyumu etkili biçimde uzaklaştırır. Diyaliz tedavisine rağmen kanda potasyumun çok yükselmesi ya diyaliz yetersizliğini gösterir ya da diyette çok fazla potasyum alındığına işaret eder. Özellikle henüz diyalize girmemiş hastalarda bazı ilaçların kullanımı kandaki potasyum düzeylerini yükseltebilir. Böbrek hastalarında kandaki potasyum düzeyinin 6 mEq/L’nin altında olması arzu edilir.
Doktorunuz şu anki diyet programınızda iken potasyum yüksekliği sorununuz olduğundan sözediyor ise, bu durumda şu besinlerin alımını sınırlamanız uygun olacaktır:
Meyveler: Muz, kayısı, incir, kavun, portakal, portakal suyu, mandalina, armut, erik, hurma, kivi, kuru üzüm.
Sebzeler: Pancar, lahana, domates, ıspanak, kabak, patates.
Diğer gıdalar: Süt, yoğurt, neskafe, kakao, ay çekirdeği, cips.

Sıvı gıdalar:

Henüz diyalize başlanmamış, toplam böbrek fonksiyonlarının %10’undan daha fazlası çalışan, idrar çıkaran böbrek yetmezlikli hastalarda genellikle sıvı kısıtlaması gereksizdir. Buna karşın diyalize başlandıktan sonra idrar miktarı giderek azalır ve diyaliz hastalarının çoğu yeterli miktarda idrar çıkarmazlar. Diyalize giren hastaların alabilecekleri sıvı miktarı diyaliz ile uzaklaştırılan sıvı miktarı ile ilgilidir. Hemodiyalize giren hastalarda iki diyaliz seansı arasında ortalama 1,5 kg ve en fazla 2 kg’ı geçmeyecek biçimde sıvı alınmalıdır. İdrar çıkartmayan ve haftada 3 kez hemodiyalize giren hastalarda her iki diyaliz seansı arasında 1,5-2 kg’dan fazla kilo alınıyor ise bu fazla sıvı alındığının işaretidir. Periton diyalizinde sıvı alımı hemodiyalizden farklı olarak sürekli diyaliz uygulanması ve sıvının vücut dışına alınması sözkonusu olduğu için sıvı alımı biraz daha rahat olabilir.

Böbrek yetmezliği olan hastalarda vücutta sıvı fazlalığı işaretleri şunlardır:

1.Vücutta şişlik
2.Nefes darlığı
3.Gece düz yatamama
4.Halsizlik
5.Tansiyon yüksekliği

Hemodiyaliz hastalarında istenen sınırların üzerinde kilo alınıyorsa, bu durumda fazla sıvının diyaliz sırasında geri alınması, kramplar, tansiyon düşüklüğü ve diyalizi erken sonlandırma gibi sorunlara neden olabilir. Sürekli fazla kilo alarak diyalize gelen hastaların yaşam süresi diyalize makul ölçülerde kilo alarak gelen hastalara göre daha kısadır.
Genel olarak aşırı sıvı alımından kaçınmak için şu pratik öneriler yerinde olabilir:

01. Tuzlu gıdalar su içme isteğinizi arttırır, bunlardan kaçının.
02. Sadece alışkanlık gereği ya da sosyal gerekçeler ile sıvı almayın.
03. İlaçlarınızı doktorunuzun özel bir önerisi yoksa öğünler arasında içtiğiniz sıvılar ile alın.
04. Ağzınızı sık sık çalkalayın, ancak çalkaladığınız sıvıyı içmeyin.
05. Susayınca su içmek yerine küçük buz kalıplarını emerek, daha az miktarda su ile susama hissinizi geçirebilirsiniz.
06. Şekersiz çiklet çiğneyerek tükrük miktarınızı arttırabilirsiniz.
07. Küçük limon parçaları ile tükrük miktarınızı arttırabilirsiniz.
08. İçecekler için küçük ebatlarda bardak kullanın.
09. Üzüm ve çilek gibi küçük meyve parçalarını dondurarak tüketebilirsiniz.
10. Restoran yiyecekleri ve fast-food ürünlerin tuzlu olduğunu unutmayın.
11. Mümkün olduğunca aktif bir sosyal yaşam sürmeniz daha az içecek düşünmenizi sağlayabilir.

Protein

Proteinler aminoasit adı verilen küçük kimyasal maddelerin yanyana gelmesi ile oluşurlar. Yaklaşık 20 çeşit aminoasit tipi vardır. Bunların 10 tanesi vücutta yapılamaz, bu nedenle dışarıdan besinler ile alınması gerekir. Bunlara esansiyel aminoasit adı verilir. Esansiyel aminoasit içeren proteinler yüksek biyolojik değerli proteinler olarak tanımlanırlar.
Farklı gıdaların protein içerikleri farklıdır:

1.Yüksek biyolojik değerli proteinler ve hayvansal proteinlerin (et, balık, tavuk gibi) her 100 gramında 22 gram civarında protein vardır. Bir fincan sütte 8 gram protein vardır
2.Meyve ve sebzelerde protein pek az miktardadır
3.Tahıllardan hazırlanan gıdalar, ekmek ve makarnada protein içeriği düşüktür
4.Yağlarda ise protein yoktur

Normalde günlük protein ihtiyacımız kilogram başına 1.1 gr civarındadır. Örneğin 60 kilogram ağırlığında birinin günlük protein ihtiyacı 60*1.1=66 gram kadardır. Kadınların protein ihtiyacı erkeklere göre daha azdır. Yaşlandıkça da protein ihtiyacı azalır.
Protein vücuda sıvılarla girer. Ağızdan alınan proteinler barsaklarda aminoasitlere parçalanır ve aminoasitler kana geçtikten sonra yeniden vücut tarafından proteinlere dönüştürülür.

Bu proteinler yaşamın sürdürülmesi için ayrı pek çok fonksiyonu birden sürdürürler. Büyüme, dokuların onarımı ve sağlıklı dokuların oluşturulması görevini görür. Eğer sizde beslenme yetersizliği gelişirse bu durumda söz gelimi yara iyileşmesi de gerçekleşmeyebilir.

Ama öte yandan yüksek biyolojik değere sahip proteinler, böbrek yetmezlikli hastalarda kanda birikimi problem yaratan fosfat ve potasyum da içerirler.

O halde protein yükselmesi böbrek yetmezliğini kötüleştiriyor mu ya da protein kısıtlaması böbrek yetmezliğinin ilerlemesini yavaşlatıyor mu? Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda protein yüklenmesinin böbrek yetmezliğinin gelişimini kolaylaştırdığını ve protein kısıtlamasının bu durumu engellediği gösterilmiştir. Ancak hayvanlardaki bu sonuçların insanlarda da aynen geçerli olduğu söylenebilir mi?
Diyette protein kısıtlamasının böbrek yetmezliği gelişimini azalttığını gösteren araştırmalar olduğu gibi, bunun aksini iddia eden araştırmalar da vardır.

Ancak bu araştırmalardan bazı genel sonuçlar çıkartılabilir:
1.Böbrek yetmezlikli hastaların çoğu diyet tedavisini başarı ile uygulayamamaktadır.
2.Diyette protein kısıtlaması böbrek yetmezliğine bağlı bulguların şiddetini azaltmaktadır.
3.Diyette protein kısıtlaması kanda fosfor ve potasyum düzeylerini azaltıcı etki nedeniyle bir yarar sağlamaktadır.
4.Sıkı diyetle protein kısıtlaması böbrek yetmezliğinin ilerleme hızını yavaşlatıyor olabilir. Ancak bu konu hala kesin değildir.
5.Diyette protein kısıtlaması sıkı biçimde uygulandığında beslenme bozukluğu gelişme riski vardır. Bu nedenle hastalar yakından izlenmelidir.
6.Eğer bir hastaya sıkı protein kısıtlaması önerliyorsa, bu durumda beslenme bozukluğuna bağlı bulguların ortaya çıkmasını önlemek için hastanın yeterince karbonhidrat ve yağ alması gereklidir.
7.Diyalizi öncesi dönemde hastada protein alımı kısıtlanmışşa, diyalize başlandığında protein alımını arttırmak gerekir. Diyalize giren hastalarda günlük protein alımı kilogram başına 1.1 gram civarındadır. Diyaliz öncesi dönemde ise genel olarak bu miktarın yarısı kadar protein alımı önerilir.
Böbrek yetmezliğinde vitamin kullanımı
Böbrek yetmezliğinde uygulanan diyet, kanda biriken toksik maddelerin vitamin emilimini engellemesi ve diyaliz sırasındaki kayıplar nedeniyle ek vitamin ihtiyacı doğabilir. Öte yandan bazı vitaminlerin fazla alınması da, bu vitaminlerin kanda birikmesine ve zarar vermesine neden olabilirler.
Vitamin A birikimi zararlı olabileceğinden alımı önerilemez. Vitamin E ve vitamin K kullanımı da gereksizdir.
Vitamin D pek çok böbrek yetmezlikli hasta için gereklidir ve genellikle dışarıdan ilaç olarak alınır. Vitamin D gerekliliğine ve dozuna doktorunuz karar verecektir.

Folik asit adlı vitaminin alınması kansızlığın önlenmesi için önem taşıyabilir. Doktorunuzun önerdiği dozlarda kullanınız. Özellikle beslenme bozukluğu olan hastalarda günlük 10 mg civarında B6 vitamini kullanımı da yararlıdır.
Periton diyalizi hastalarında beslenme
Periton diyalizi hastalarında genellikle sıkı diyet kısıtlaması gerekli değildir.

Periton diyalizi hastalarında genellikle periton sıvısı ile protein kaybı olduğu için diyette protein kısıtlaması önerilmez. Özellikle peritonit (karın zarında iltihaplanma) atakları sırasında protein alımı arttırılmalıdır. Genel olarak periton diyalizi sırasında tokluk hissinden kaçınmak için, öğünler karnın boş olduğu anlarda alınmalıdır. Tedaviye başlandığı günlerde sık ve az miktarda yemek önerilir.

Kalori

Yeterli kalori alımı, enerji temini ve kilonun korunması için gereklidir. Hemodiyaliz hastalarında kalori alımı teşvik edilmekle birlikte, periton diyalizi hastalarında karın boşluğuna verilen diyaliz sıvısında önemli miktarda kalori bulunduğu için fazla kilo sorunu ortaya çıkabilir. Bu nedenle bu hastaların kalori alımlarının sınırlanması gereklidir.

Potasyum

Periton diyalizi hastalarında hemodiyaliz hastalarının aksine kan potasyumu düşük olma eğilimindedir. Bu nedenle eğer doktorunuz potasyum düzeyinin düşük olduğunu ve diyette potasyum miktarının arttırılması gerektiğini söylüyorsa, diyetle bol potasyum almaya özen gösterin.

Fosfor

Periton diyalizi de hemodiyaliz gibi fosfor kontrolü için yeterli değildir ve teşhis anından itibaren diyetle fosfor kısıtlaması gereklidir.
Tuz
Eğer sıkı tuz kısıtlaması gerektiren şişlik ve kontrolsüz hipertansiyon benzeri sorunlar yoksa, periton diyalizinde genellikle orta derecede tuz kısıtlaması yeterlidir.
Böbrek hastalarında fast-food tipi beslenme
Fast-food türü beslenme ülkemizde de giderek yaygınlaşmaktadır. Bu beslenme türünde şu noktalara dikkat etmek gereklidir:
1.Burger ve sandviçler genellikle yüksek miktarda tuz içerirler.
2.Kızarmış patates sıklıkla potasyumdan zengindir. Bu nedenle olabildiğince az miktarda tüketmeli ve tuzsuz hazırlanmalıdır.
3.Fast-food satan dükkanlarda içecekler genellikle büyük bardaklarda sunulur. Bu sıvı fazlalığı yaratabilir. Bundan kaçınmak için küçük bardak seçenekleri seçilmelidir.

İlginize Çekebilecek Diğer Bilgiler:

İlk Yorum “Böbrek Yetmezliğinde Beslenmenin Önemi”

Yorum Yap Soru Sor

kudanil

Hair Pharma
Medical Art